Ekonomik krizde MOSSAD parmağı

1999 yılından bu yana 19 banka ve 1 finans kurumunun hazineye geçmesine neden olan bankacılık krizinin, Bursa’da öldürülen İşadamı Nesim Malki’nin alacaklarından kaynaklandığı iddia edildi.

7 milyar dolar alacağı vardı

Yazar Metin Kaplan’ın iddialarına göre Nesim Malki’nin piyasadan 7 milyar dolar alacağı bulunuyordu. MOSSAD, bu paraları almak için bankaları sıkıştırdı Bankalar, çareyi kendi bankalarını hortumlamakta buldu

Ufuk ŞANLI’nın özel haberi–Kaplan’ın açıklamalarına göre Malki’nin 7 milyar dolarlık alacak portföyü içindeki paranın 2 milyar doları İsrail Gizli Servisi MOSSAD’a aitti.

Nesim Malki suikastı sanıklarından Mehmet Sünbül’ün eski dava arkadaşı ve yazar Metin Kaplan Malki suikastı ile el konulan bankalar arasında bir ilişki olduğunu iddia ediyor. ‘Matruşka’ isimli romanıyla Türkiye’nin son 10 yılına farklı bir açıdan bakmayı deneyen Metin Kaplan, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra, ideolojik nitelikli ilk cinayet olaylarının birinden sorumlu tutularak, 21 Temmuz 1975’te cezaevine konuldu.

Kaplan, bu dönemde ülkücü gençler içinde yer alan Mehmet Sünbül ile tanıştı. Mehmet Sünbül’ün uzun süre hapiste kalmasına karşın bazı kişi ve kurumlar tarafından kollandığını ima eden Kaplan, hapisten çıkan Sünbül’ün İşadamı Nesim Malki’ye büyük miktarda borcu bulunan dönemin ‘Zeytin Kralı’ Erol Evcil tarafından sorunu çözmekle görevlendirildiğini anlatıyor. Sünbül’ün Nesim Malki sorununu çözmesine karşın sonradan başı hiç dertten kurtulmaz.

Kaplan, “Sünbül bazı borçluların Malki’ye olan borçlarının ortadan kaldırılmasını sağladı ancak olayla yakında ilgilenen MOSSAD, önce alacak miktarını daha sonra borçların acil ödenmesini isteyince olanlar oldu” diye konuşuyor. MOSSAD tarafından ödenmesi istenen paraların büyük miktarlar olduğuna dikkat çeken Metin Kaplan, “kimse 900 milyon doları,750 milyon doları bir gecede ödeyemez. Bu durumda banka sahipleri tek şey olan kendi bankalarından büyük miktarda kredi çekme yoluna gittiler. Yani MOSSAD’a olan borçlarını ödeyebilmek için kendi bankalarını hortumladılar” iddasında bulunuyor.

Türkiye’nin önde gelen işadamlarının borçlarını ödeyebilmek için kendi bankalarını batırmalarının Türk ekonomisine hali hazırdaki zararı yaklaşık 30 milyar dolara ulaştı. Peki Türkiye Devleti neden kendi ekonomisine bu kadar büyük zarar verecek bir olaya müsaade etmişti? Yazar Kaplan’a göre Türkiye ile İsrail arasındaki askeri ve istihbarat anlaşmaları nedeniyle Türk hükümeti bu olaya göz yumdu. Bunun karşılığında ise PKK ve Hizbullah hakkında önemli bilgiler elde etti. Olayın önemli aktörlerinden Mehmet Sünbül ise basın ve MOSSAD baskısı yüzünden yargılandığı Nesim Malki cinayetini belirli bir para karşılığında Velioğlu liderliğindeki Hizbullah’ın üstlenmesini teklif ediyor. Velioğlu ve Hizbullah bu teklifi hem reddediyor hem de Sünbül’ü ağır bir sorgudan geçirip bütün mal varlığını devretmesi istiyor. Sünbül, mal varlığını satmak ve Konya’daki hisse senetlerini getirmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan yeğeni Orhan Karaçöl’ü rehin bırakıp gidiyor.

MEHMET SÜNBÜL HALA YAŞIYOR

Romanda Mehmet Salkım adıyla anılan Mehmet Sünbül, romana göre hala yaşıyor tıpkı öldüğü iddia edilen bir diğer önemli isim ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım gibi. “Yazdığım romanda anlattığım her şey gerçektir çünkü olaylar ve tanıklar gerçek. Mahmut Salkım hala yaşıyor hem de Yalova’da JİTEM kontrolü altında sürdürüyor hayatını çünkü Hizbullah terör örgütünün açığa çıkmasına yardım etti” diyen Metin Kaplan, Sünbül’ün yeni soyadının ise ‘Vatansever’ olduğunu açıklıyor. Kitaptaki bir diğer önemli isim olan ve Yeşil’i çağrıştıran Mahmut Eylem ise Susurluk olayının patlak vermesi üzerine yurtdışına tatile gönderiliyor ve hala bu ülkede yaşıyor.

Leave a Reply